Milli Marşımız 105 Yaşında
Milli Şair Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini simgeleyen İstiklal Marşı'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilişinin üzerinden 105 yıl geçti.
Bir Milletin Ruhu
BURSA (İGFA) - Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin milli marşı olan İstiklal Marşı'nın kabulünün üzerinden 105 yıl geçti. Milli birlik, beraberlik ve bağımsızlığımızı anlatan marş, Anadolu'da Millî Mücadele devam ederken kaleme alınmış ve 12 Mart 1921'de Birinci TBMM tarafından milli marş olarak kabul edilmiştir. Bestesi Osman Zeki Üngör'e, orkestrasyonu ise Edgar Manas tarafından yapılmıştır.
Vatan Şairi: Mehmet Akif Ersoy
"Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılan Mehmet Akif Ersoy, 20 Aralık 1873'te İstanbul'da dünyaya geldi. Edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sebilü'r-Reşad dergisinin başyazarlığını yaptı. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM'de yer aldı.
Ölümsüz Eser: Safahat
Mehmet Akif Ersoy'un en önemli eseri olan "Safahat", 7 kitaptan oluşmaktadır. 1911 ile 1933 yılları arasında tamamlanan eser, toplumun ve aydınların portresini çizer. Şair, şiirlerinin toplu olarak yer aldığı bu 7 kitaplık eserine "İstiklal Marşı"nı koymayarak bu eserini Türk Milleti'ne armağan etmişti.
Marşın Doğuş Hikayesi
Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, Maarif Vekaleti 1921'de bir güfte yarışması düzenledi. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Âkif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin ısrarı üzerine, Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda yazdığı şiiri yarışmaya soktu. Yapılan elemeler sonucu TBMM'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, Mehmet Âkif'in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla milli marş olarak kabul edildi. Mecliste İstiklâl Marşı'nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver oldu.
İstiklal Marşı Sözleri
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal.
Mehmet Akif ERSOY
Mehmet Akif'in ölümüyle ilgili bir gazete haberi (Cumhuriyet, 28 Aralık 1936).